Ana sayfa Türkiye Giresun’da Gezilecek Yerler

Giresun’da Gezilecek Yerler

60
0
PAYLAŞ
Giresun Adası

Karadeniz Bölgesi’nin Doğu Karadeniz bölümünde konumlanan Giresun, kuzeyde Karadeniz, güneyde ise Kuzey Anadolu Dağlarının arasında yer alıyor.

Giresun Merkez

Tarihi milattan önce 2000’li yıllara dayanan Giresun, pek çok medeniyete ev sahipliği yapmış. Hititlerden Pers İmparatorluğu’na, Roma İmparatorluğu’ndan Türk beyliklerine kadar farklı hükümdarlıkların yerleşkesi olan Giresun’da bu nedenle birçok tarihi eser ve yapı bulunuyor. Ayrıca, doğal güzellikler bakımından da eşsiz bir coğrafyaya sahip şehir, huzurun adresi olarak tanımlanıyor.

Gerek tarihi gerek doğal güzellikleriyle ziyaretçisine gezilecek yerler konusunda geniş bir yelpaze sunan Giresun’da bu noktalar geniş bir coğrafyaya yayılmış.

App_indir_banner_mobil

Giresun

Kent merkezinde de önemli eserler bulunsa da genellikle civar noktalara yolculuk yapmak gerekiyor. Giresun’da toplu taşıma imkanı kısıtlı olduğu için şehri karış karış keşfetmek isteyenler genellikle ya şahsi araçlarıyla yola çıkıyorlar ya da araba kiralıyorlar.

Giresun’u tam anlamıyla gezmek için yaklaşık 4 – 5 gününüzü bu şehre ayırmanız gerekiyor.

ucakbileti_sorgula (1)

Giresun’a otobüs ile veya Ordu-Giresun sınırında bulunan Ordu – Giresun Havalimanı aracılığıyla ulaşabilirsiniz.

Kaleler

Tirebolu Kalesi

Tirebolu Giresun

Giresun’un Tirebolu ilçesinde, konumlanan Tirebolu Kalesi, ilçenin kuzeyinde bir yarımada üzerinde yer alıyor.

Yarımadanın ekolojik habitatına uygun olarak inşa edilen kaleye, güney cephesinden dik bir merdiven kullanılarak çıkılıyor.

Kalenin girişi, Tirebolu’yu gören basık kemerli bir açıklıktan yapılıyor. Surlar, aralıklarla dışarıdan payandalarla desteklenmiş.

Tarihi bir kale olan Tirebolu Kalesi’nin içerisinde Meryem Ana Kilisesi olarak bilinen bir şapel ve mescit kalıntısı bulunuyor.

Aynı zamanda kalenin içerisinde Osmanlı Dönemi’ne ait çok sayıda mezar taşına rastlayabilirsiniz.

otobusbileti_sorgula2

Kalenin surları, günümüze kadar ulaşmayı başarmış.

Giresun’un en önemli tarihi yapıları arasında yer alan Tirebolu Kalesi, geçtiğimiz zamanlarda büyük çaplı bir yenileme çalışmasından geçmiş.

Kaleyi ziyaret etmek isteyenlerin giriş için herhangi bir ücret ödemeleri gerekmiyor.

Şebinkarahisar Kalesi

Hacı Kayası adıyla anılan bir tepenin üzerinde konumlanan Şeberihisar Kalesi, Giresun’un kuş bakışı görmek isteyenler için harika bir manzara sunuyor.

Yapım tarihi tam olarak bilinmese de tarihinin Roma Döneminden de önceye dayandığı düşünülüyor.

Kalenin surlarının büyük bir bölümünü ise Mengüceklerin yeniden yaptığı iddia ediliyor. Hatta Mengücekler hükümdarı Fahrettin Behramşah, 1184’te kaleye önemli eklemeler yapmış.

Günümüze kadar ulaşmayı başarmış kale girişinin ve surlarının ise Selçuklu ve Osmanlı Dönemlerine ait oldukları biliniyor.

Kale kapısı üzerinde kitabe ve çift başlı kartal kabartması varmış fakat, 1896’da bu kabartma ve kitabe silinmiş.

Osmanlı zamanında birçok kez yenilenen Şebinkarahisar Kalesi, 1915 yılında yaşanan Ermeni ayaklanması sonucu büyük hasar almış.

Bulunduğu arazinin topografik yapısı göz önünde bulundurularak inşa edilen kale, iç ve dış kale olmak üzere ikiye ayrılıyor. Basamaklı bir yoldan çıkarak ulaşılan kalenin giriş kapısı, sivri kemer açıklıklı. Ayrıca, kapının iki yanında yarım daire şeklinde birer kule yükseliyor. Selçuklu Kapısı olarak da bilinen bu kapı, taştan yapılmış. Bu kapının 15 – 20 metre kuzeydoğusunda, Bizans Dönemi’ne ait başka bir kapının olduğu tespit edilse de bu kapı geçmiş dönemlerde kapatılmış.

Surların kuzeybatısında kalan oval yapıdaki büyük burç, dış kale olarak biliniyor. Kızlar Kalesi adıyla da anılan dış kalenin içerisinde pek çok kayaya oyma sarnıç bulunuyor. Bu sarnıçlardan en meşhuru, ‘Kırk Badal’ adıyla anılan bir su tüneli.

Evliya Çelebi Seyahatname’sinde, kalenin içerisinde bulunan yetmişe yakın evden, sarnıçlardan, buğday ambarından ve Küçük Fatih Cami’nden bahsediyor.

1915 yılında yaşanan Ermeni ayaklanmasına kadar bu yapıların zarar görmediği belirtiliyor.

Şebinkarahisar Kalesi’ni ziyaret etmek isteyenlerin herhangi bir giriş ücreti ödemesi gerekmiyor.

Espiye Andoz Kalesi

Espiye ilçesinin hemen girişinde, Yağlı Dere’nin kıyısında, denize ve vadiye hakim konumdaki sivri bir tepe üzerinde konumlanan Espiye Andoz Kalesi, Trabzon Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından 1990 yılında koruma altına alınmış.

Milattan önce 1300’lü yıllarda inşa edildiği düşünülen kalenin etrafı surlarla çevrili.

Her anlamda bulunduğu coğrafyaya hakim bir konumda olan Espiye Andoz Kalesi’nden günümüze yalnızca zarar görmüş surlar gelebilmiş.

Fakat, geçtiğimiz yıllarda gerçekleştirilen restorasyon çalışması sayesinde kale, aslına uygun hale getirilmiş.

Günümüzde Espiye Andoz Kalesi, eski ihtişamıyla olmasa da geçmiş dönemdeki havasıyla ziyaretçilerini karşılıyor.

Kent merkezine 32 kilometre mesafede yer alan Espiye Andoz Kalesi’ne gitmek isteyenler, Espiye ilçesine geldikten sonra yürüyerek ulaşabilirler. Araç yolundan kaleye patika bir yoldan gidiliyor.

Haftanın her günü ziyarete açık olan kaleye girmek için herhangi bir ücret ödemeniz gerekmiyor.

Giresun Kalesi

Giresun Kalesi

1. derece doğal ve arkeolojik SİT alanı ilan edilen Giresun Kalesi, şehri ikiye ayıran yarımadanın tepesinde, Giresun’u ayaklar altına alan volkanik kayalık üzerinde konumlanıyor.

Giresun Kalesi’nin ne zaman inşa edildiğine dair net bir bilgi olmasa da bazı kaynaklarda milattan önce 2. yüzyılda Pontus Kralı I. Farnakes tarafından yaptırıldığı iddia ediliyor.

Denizden yüksekliği 100 metre olan kale, Bizans döneminde oldukça popülermiş. Yerleşimin oldukça fazla olduğu kaleye kale – şehir denilmiş.

Giresun Kalesi, iç ve dış kale olmak üzere ikiye ayrılıyor. İç kalede bir saray kalıntısı yer alıyor. Kalenin duvarları güneybatıdan başlıyor ve kuzeydoğuya kadar kaleyi çevreliyor. Kalenin kuzey kısmında da blok taşlarla örülü mağaralar bulunuyor. Bu mağaraların zamanında sığınak olarak kullanıldığı tahmin ediliyor.

Giresun Kalesi’nin içinde, milli mücadelenin kahramanlarından Topal Osman Ağa’nın anıt mezarı yer alıyor.

Kale günümüzde yalnızca ziyaret için değil piknik alanı olarak da kullanılıyor.

Antik kaynaklarda ‘Bronz Duvarlı Kale’ adıyla anılan Giresun Kalesi’nin surlarının Helenistik dönemden kalma olduğu tahmin ediliyor.

Giresun’un kuş bakışı manzarasına sahip olan kale, ziyaretçileri kendine hayran bırakıyor.

Kent merkezinden hareket eden dolmuşlarla ulaşabileceğiniz kaleye girişler ücretsiz yapılıyor.

Müzeler

Giresun Arkeoloji Müzesi

Giresun Arkeoloji Müzesi

Eski kaynaklarda St. Nikola Kilisesi olarak geçen Giresun Arkeoloji Müzesi, eski ismi Gogora Mahallesi olan Zeytinlik’te konumlanıyor.

Bir avlu içerisinde bulunan kilise, dikdörtgen olarak tasarlanmış. Bir ana, iki de tali giriş olan kalenin ana kapısında iki tarafı da kabartma sütun profiliyle süslenmiş.

12 pencereli kasnaklı kubbesiyle kilise, iki sıra sütunla üç nefe ayrılmış. Orta nef, diğer neflere göre daha büyük olup, her nefin ucunda bir apsis yer alıyor. İçeriden dairesel, dışarıdan ise beşgen bir plana sahip olan neflerin üstü tonoz ile kaplanmış. ‘Papaz Evi’ olarak da bilinen yapı, 1990’lı yıllardan restore edilmiş.

Papaz Evi’nin batı kısmında, birbirine paralel gelecek şekilde uzanan iki adet mahzen bulunuyor. Beşik tonoza sahip bu mahzenler, günümüzde sergi salona olarak kullanılıyor. Biri kilisenin güneyinde diğeri ise Papaz Evi’nin batısında olmak üzere toplamda iki adet çeşme bulunuyor.

Giresun Arkeoloji Müzesi’nde Eski Tunç Çağı, Roma, Hitit, Bizans, Helenistik, Osmanlı ve Selçuklu dönemlerine ait çok sayıda eser ve kabartma sergileniyor. Hatta o dönemlere ait giysi ve para örneklerini de müzede görebilirsiniz.

Yalnızca dini bayramların ilk günü öğlene kadar kapalı olan müzeyi, haftanın her günü ziyaret edebilirsiniz. Saat 08:00 – 17:00 aralığında hizmet veren müzeye girişler ücretsiz yapılıyor.

Şebinkarahisar Atatürk Evi

Mustafa Kemal Atatürk’ün Şebinkarahisar’ı ziyareti sırasında konakladığı ev daha sonra müzeye dönüştürülmüş.

İki katlı yapının bir de çatı katı bulunuyor. Sekiz basamaklı taş bir merdivenden girilen Şebinkarahisar Atatürk Evi, tamamen ahşaptan inşa edilmiş.

Müzenin içinde çok sayıda etnografik eser sergileniyor.

Kiliseler & Manastırlar

Şebinkarahisar Meryem Ana Manastırı

Şebinkarahisar Meryem Ana Manastırı Giresun

Şebinkarahisar ilçe merkezine 11 kilometre mesafede, Sarıyer Köyü Kayadibi Mahallesi sınırları içerisinde konumlanan Şebinkarahisar Meryem Ana Manastırı, Bizans Dönemi’ne ait bir eser.

Trabzon’daki Sümela Manastırı’na çok benzeyen yapının buradan ilham alınarak inşa edildiği söyleniyor.

Pek çok yapı kompleksini içerisinde barındıran manastırın yapımında yer yer düzgün kesme taş kullanılmış olsa da yapı, düzgün olmayan yerel moloz taşlardan inşa edilmiş.

Manastırın önünde, sol tarafta bir su sarnıcı, sağ tarafta ise kesme taştan yapılma bir çeşme yer alıyor.

Duvarları resimlerle bezeli manastırda toplam 32 oda bulunuyor.

İkinci kata çıktığınızda ise karşınıza 4 adet öğrenci odası çıkıyor.

Yapının en üstünde ise kayalara oyulmuş bir kilise konumlanıyor. Ayrıca her nefin bir apsisi var.

Yatakhane, dershane, yemekhane, kilise ve daha birçok eserden oluşan kompleks bir yapı olan Şebinkarahisar Meryem Ana Manastırı, günümüze kadar büyük hasar alarak gelse de 2013 yılında restore edilmiş.

1. derece doğal ve arkeolojik sit alanı ilan edilen manastırda restorasyon 2014’te tamamlanmış ve ören yeri ilan edilerek turizme kazandırılmış.

Kent merkezine 126 kilometre mesafede konumlandığı için en kolay şahsi aracınızla veya kiraladığınız arabayla manastıra ulaşabilirsiniz.

Haftanın her günü saat 08:00 – 17:00 arasında ziyaret edilebilen Şebinkarahisar Meryem Ana Manastırı’na girmek için herhangi bir ücret ödemeniz gerekmiyor.

Acısu Kaya Kilise

Bulancak ilçesinde, fındık bahçelerinin içerisinde konumlanan Acısu Kaya Kilise, kayanın oyulmasıyla inşa edilmiş.

1990 yılında Trabzon Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından koruma altına alınmış.

Yapım tarihi tam olarak bilinmese Geç Bizans döneminde inşa edildiği düşünülüyor.

Kayanın içi oyularak iki katlı olacak şekilde inşa edilen kilisenin ilk katına kuzey cephesinden, ön kısmı beşik tonoz örtülü eyvan biçimindeki girişten giriliyor. Bu kat, merkezi bir oda ve dışarıya açılan iki oda olmak üzere üç kısımdan oluşuyor. Apsis üzerinde yuvarlak kemerli bir pencere yer alıyor. Bu katta apsisli ikinci bir kısım yer alıyor. Bu apsis, iki pencere sayesinde dışarıya açılıyor. Üçüncü bölüm de kilisenin güney cephesinde bulunuyor.

İkinci kat ise iki kısımdan meydana geliyor. Kent merkezine iki kilometre mesafede yer aldığı için Acısu Kaya Kilise’yi rahatlıkla ziyaret edebilirsiniz.

Şebinkarahisar Asarcık Kilisesi

1986’da koruma altına alınan Şebinkarahisar Asarcık Kilise, Şebinkarahisar ilçesinde konumlanıyor.

Giriş kapısının üzerinde bulunan kitabede kilisenin 1890’da inşa edildiği yazıyor.

Üç nefli bir bazilika olarak tasarlanan yapının batısında narteks kısmı, doğusunda da üçlü apsis bulunuyor. Çan kulesi bulunmuyor.

Kapı kanatlarında ise sekiz tane tabla bulunuyor. Üst tablalarda X şeklinde haç motifleri yer alıyor.

Rumca kitabesinde yalnızca inşa tarihi okunabiliyor. İç mekanda, duvara işlenmiş fresklerden bazıları günümüze kadar ulaşmayı başarsa da teması anlaşılamıyor.

Şebinkarahisar Asarcık Kilisesi’ni ziyaret etmek isteyen gezginlerin giriş için herhangi bir ücret ödemeleri gerekmiyor.

Meryem Ana Kaya Kilise

Sultan Selim Mahallesinde konumlanan Meryem Ana Kaya Kilise, kaya içerisine oyulmuş bir mağara biçiminde olup, Giresun Kalesi’nin limana bakan tarafında yoldan 2 – 3 metre yükseklikte bulunuyor.

İlk başta ufak bir mağara olan yapı, milattan sonra 4. yüzyılda kiliseye dönüştürülmüş.

Kiliseye Osmanlı zamanında yapılan tek gözlü küçük bir taş köprü aracılığıyla ulaşılıyor.

Kilise bir atriumla çevrilmiş olup, avluya bakan kısmında denizcilerin su aldığı bir çeşme bulunuyor.

Tek nefli, dikdörtgen biçimdeki Meryem Ana Kaya Kilise, basit malzemelerle inşa edilmiş.

Yapımında kesme taş kullanılan yapıdaki taşların arası yer yer beyaz harçla sıvanmış.

Kilisenin kuzeybatı kısmında üç tane mangal biçiminde dikdörtgen pencere bulunuyor.

Üstü, iç kısımdan beşik tonozla örtülmüş.

Doğu kısmına ise yarım yuvarlak bir apsis ilave edilmiş.

Kilisenin içinde çok sayıda niş bulunsa da birçoğu kırılmış.

Mağaradan gelen su, beşik tonozlu bir kanal aracılığıyla sarnıca taşınarak çeşmeye bağlanmış.

Bazı kaynaklarda ‘Panaia’ ve ‘Surp Serkis’ olarak da geçen Meryem Ana Kaya Kilise’nin, üç katlı olduğu ve kutsal suyunun şifa dağıttığı iddia ediliyor.

Kilisede yapılan arkeolojik kazı çalışmaları sonucunda sarnıca giden su kanalıyla üç tane mezar keşfedilmiş.

Giresun’un en önemli kültürel varlıklarından olan Meryem Ana Kaya Kilise, 2013 yılında restore edilerek günümüzdeki görünümüne kavuşmuş.

Haftanın her günü ziyarete açık olan kiliseye girişler ücretsiz yapılıyor.

Türbeler & Anıt Mezarlar

Seyid Vakkas Türbesi

Fatih Sultan Mehmet’in uç beylerinden olan Seyid Vakkas, Osmanlı ordusuna Giresun’un fetih kapılarını açarken şehir düşmüş ve öldüğü yere gömülmüş.

1888’de Rizeli Mehmet Ali Bey, o dönemde ahşaptan yapılma ziyaretgahın yerine 19. yüzyıl Osmanlı mimarisinin en yaygın örneği olan kümbet şeklinde bir türbe inşa etmiş.

Sekizgen gövdeli ve kubbeli Seyid Vakkas Türbesi, kent merkezinde konumlanıyor.

Yerli ve yabancı turistlerin sıklıkla ziyaret ettiği türbe, diğer tarihi ve doğal güzelliklere de oldukça yakın bir yerde konumlanıyor.

Topal Osman Ağa Anıt Mezarı

1883 yılında Giresun’da dünyaya gelen Osman Ağa, Giresunlular için kahraman olarak kabul ediliyor.

Balkan Savaşı’nda sağ diz kapağına şarapnel parçası isabet etmesi nedeniyle bir bacağı kesilmiş. Bu olaydan sonra da Topal Osman Ağa olarak anılmaya başlanmış.

I. Dünya Savaşı’na da katılan, Pontus Çetelerine karşı çıkan ve Kafkas Cephesi’nde savaşan Topal Osman Ağa, 1918’de Rusların peşinden Batum’a kadar savaşmaya gitmiş.

Bunların dışında daha birçok başarısı ve kahramanlık hikayesi olan Topal Osman Ağa’ya Sakarya Savaşı’nda gösterdiği başarılardan dolayı kırmızı şeritli İstiklal Madalyası verilmiş.

Giresunlular için milli kahraman olan Topal Osman Ağa, yalnızca savaşta elde ettiği başarılarla değil, hayır işleriyle ve öncü olduğu birçok yenilikle Giresun halkının sevgisini kazanmış.

Rıhtım Camisi’nin etrafını yıktırarak park haline getiren Topal Osman Ağa, aynı zamanda şehre ilk otomobili getirmiş.

1921 yılında Osmaniye İşçi Ocağı’nı kuran Osman Ağa, 1923’te ölmüş. İlk önce, Kale’de Kurban Dede’nin mezarının yanına defnedilen Topal Osman Ağa’nın naaşı, 1925’te Mustafa Kemal Atatürk’ün emriyle kalenin en güzel yerine taşınmış ve adına bir anıt mezar yapılmış.

Giresun’un kahramanı Topal Osman Ağa’nın anıt mezarını ziyaret etmek için hiçbir ücret ödemeniz gerekmiyor.

Boztekke Köyü Şeyh Keramettin Türbesi

Boztekke Köyünde konumlanan Boztekke Köyü Şeyh Keramettin Türbesi, Horasan’dan geldiği düşünülen bir Şeyh Keramettin adındaki bir zatın türbesi olup, içerisinde farklı zaman dilimlerinde inşa edilmiş, cami, aş evi, kuyu ve değirmen bulunuyor.

İnşa tarihi tam olarak bilinmese de türbenin, Şeyh Keramettin’in ölümünden sonra yöre halkı tarafından yapıldığı düşünülüyor.

Kitabesi olmasa da giriş kapısının üzerinde şeceresi bulunuyor.

Kare şeklinde tasarlanan türbe kesme taştan inşa edilmiş olup, ilerleyen zamanda içeriden ve dışarıdan sıvanıp boyanmış.

Türbenin tabanı ve tavanı tamamen ahşaptan yapılmış.

Türbeye dikdörtgen şeklinde, basık kemerli bir kapıdan giriliyor. İç dizaynı son derece sade. Yapının içerisinde ters L biçimde yükseltilen bölgede dört tane sembolik taş sanduka yer alıyor. Bu sandukalardan girişe yakın olan ikincisinin Evliya Şeyh Keramettin’e ait olduğu söyleniyor. Diğer sandukaların da müritlerinin olduğu belirtiliyor. Fakat geçmiş dönemlerde köy halkı bu sandukaların ikisinin üzerinde sarık olduğunu söylüyor.

Boztekke Köyü Şeyh Keramettin Türbesi 15 sene önce yıkılarak betonarme olacak şekilde yeniden inşa edilmiş.

Türbenin haziresinde 1765 senesinde ölen Cinoğlu Süleyman Ağa ile aynı sene ölen oğlu Mehmet Ağa’nın mezarları bulunuyor.

Caminin haziresinde de 1885 senesinde ölen Hacı Süleyman Ağa’nın mezarı yer alıyor.

Camiler

Tahtalı Camii

Melikli Köyü’nde konumlanan Tahtalı Cami, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 2012 yılında kültür varlığı ilan edilerek koruma altına alınmış.

1807 yılında inşa edilen cami tamamen ahşaptan yapılmış.

Son cemaat yeriyle bodrum katının duvarları daha sonradan betonarme olacak şekilde yeniden inşa edilmiş.

Caminin harim kısmı orijinal haline koruma başarsa da kapı ve pencere doğramaları, kürsü, parmaklıkları gibi bazı parçalar daha sonradan değiştirilmiş.

Ancak bu parçaların asıl örnekleri cami içerisinde korunmaya devam ediyor. Buna ek olarak, camide yüzeysel oyma ve kalem işi süslemeler bulunuyor.

Tamamen ahşaptan yapılan harimin kuzeyinde ve doğusunda L şeklinde kadınlar mahfili konumlanıyor.

Caminin tavanı, harim ortasında bulunan kare formundaki ahşap bir ayakla desteklenmiş.

Ayak ve konsolların üzerinde ise kendine has geometrik süslemeler mevcut.

Mihrabı bulunmayan caminin kürsüsü tamamen orijinal olup ahşam geçmelerle imal edilmiş.

Ahşap minberin ise başka bir yapıdan buraya ilave edildiği düşünülüyor.

Tahtalı Cami, Giresun’da bulunan en güzel ahşap camiler arasında bulunuyor.

Çamoluk Bektaşbey Camii

Çamoluk ilçesi, Sarpkaya Köyünde konumlanan Çamoluk Bektaşbey Cami, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 2015 yılında kültür varlığı ilan edilerek koruma altına alınmış.

Ahşap işçiliği ve iç süslemeleriyle oldukça önemli bir eser olan cami, Osmanlı döneminde inşa edilmiş.

Günümüzde aktif olarak kullanılan Çamoluk Bektaşbey Cami’nin, 200 sene önce Kelkit havzasına gönderilen Bektaş Bey tarafından yaptırıldığı söyleniyor.

Tavanı ahşap olan cami kesme taştan inşa edilmiş. Fakat, geçtiğimiz yıllarda caminin mevsimsel değişikliklerden etkilenmemesi adına çatısı yapılmış ve saçla kapatılmış.

Caminin süslemelerinde ise kök boyası kullanılmış.

Çınarlar Camii

Kent merkezinde konumlanan Çınarlar Camii, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 1986 yılında kültür varlığı ilan edilerek koruma altına alınmış.

Dikdörtgen olarak tasarlanan yapı, kesme taştan inşa edilmiş.

Caminin ana kubbesi, 1993’te meydana gelen depremde yıkılmış.  Kubbenin yerine ise düz kiremit çatı yapılmış.

Caminin kuzeyinde son cemaat yeri bulunuyor. Bu bölüm, yuvarlak kemerli dört taş sütunla üç kısma ayrılmış olup, ortada yer alan iki taş sütunun arasındaki kapıdan camiye giriliyor.

Bu cephenin üst kısmında üç adet kemerli pencere bulunuyor. Diğer cephelerde ise dikdörtgen şeklinde, at nalı kemerli pencereler yer alıyor.

Caminin hem iç hem de dış tasarımı son derece sade yapılmış.

Çınarlar Cami’nin inşasına 1888’de, Seydi Vakkas Türbesi’yle aynı tarihte başlanmış fakat ibadete açılması 1896’yı bulmuş.

Caminin inşasında Hacıvehbizâde Ali Ağa’nın emeği oldukça fazla.

Depremde büyük hasar alan Çınarlar Cami, Sarıalemdarzâde Ahmet Efendi ve Feridunzâde Hasan Muharrem Efendi tarafından yeniden inşa ettirilmiş.

1996 yılında ise restore edilerek son haline kavuşmuş.

Bulancak Şeyh Ali Ağa Cami

Bulancak ilçesinde konumlanan Bulancak Şeyh Ali Ağa Cami, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından kültür varlığı ilan edilerek koruma altına alınmış.

1896 yılında inşa edilen caminin temeli 15. yüzyılda atılmış.

1455 tarihli tahrir defterinde camiyi Şeyh Ali Ağa’nın yaptırdığı, oğlunun da caminin imamı olduğu yazıyor.

Dikdörtgen olarak tasarlanan camii kagir sisteminde inşa edilmiş. Camii mimarisinde bazalt taş ve andezit taşı kullanılmış.

Caminin kuzey tarafında dört tane yekpare taş sütunla taşınan revark biçiminde düzenlenmiş son cemaat yeri bulunuyor.

Sütunlar, demir gergiler aracılığıyla birbirine tutturulmuş. Son cemaat yerinin batısında caminin minaresi bulunuyor.

Tek şerefeli minare, kare kaideli ve çokgen gövdeli olarak yapılmış. Minare üzerine konik külah bir alem örtülmüş.

Yağlıdere Tekkeköy Cami

Yavuz Sultan Selim, Trabzon Valiliği yaparken, validesi Gülbahar Hatun tarafından inşa edildiği ve yönetiminin Hacı Abdullah Halide’ye bırakıldığı iddia ediliyor.

Eskiden külliye olan yapıdan geriye cami, misafirhane, zaviye, değirmen, ocak ve kurucu şeyhin Tuğlacık Köyü’nde yer alan türbesi kalmış.

Fırın ortadan kaldırılmış ve caminin yanında konumlanan Zaviye misafirhanesinin yerini İmam Evi almış.

Dikdörtgen biçiminde tasarlanan camii kagir sisteminde inşa edilmiş.

Son cemaat yeriyle kare harim bölümünden meydana gelen yapının yuvarlak şeklindeki tek şerefeli minaresi 1980’li yıllarda yapılmış.

Beden duvarlarında bazalt taş kullanılmış, üzeri ise sıvanmış.

Caminin üzerinde de dört omuzlu kırma çatı yer alıyor.

Harim kısmının yarısı kaplayan mahfileye kapının solunda konumlanan ahşap merdivenle çıkılıyor.

Eskiden var olan ahşap ezan yeri yıkılarak yerine minare inşa edilmiş.

Yarım yuvarlak formunda bir nişe sahip olan mihrap, geometrik motifli iki sıra bordürle sarılmış.

Minber ise ceviz ağacından yapılmış.

Mihrap kısmındaki yüzde S ve C kıvrımları bulunuyor. Diğer yüzünde herhangi bir bezeme olmayan minber, günümüzdeki görünümüyle 19. yüzyıl mimari özellikleri taşıyor.

Harimin üzeri ise ahşap tavanla örtülmüş.

Şebinkarahisar Fatih Cami

Fatih Sultan Mehmet tarafından, Trabzon seferi esnasında inşa ettirilen cami Şebinkarahisar ilçesinde konumlanıyor.

15. yüzyılın sonlarına doğru yapılan camide ilk olarak ahşap kullanılmış.

İki kez yanan camide restorasyon çalışmaları yapılmış fakat, kitabeleri olmadığı için yangından sonra yeniden yapılışı hakkında herhangi bir bilgi bulunmuyor.

19. yüzyılın sonlarına doğru yeniden inşa edildiğinde bu sefer kesme taş kullanılmış.

Kapu Cami

Kapu Cami Giresun

Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından korunması gereken kültür varlığı ilan edilen Kapu Camii, kare olarak tasarlanmış.

Tek kubbeli kesme taştan inşa edilen camii, yarım sütunlarla üç nişe bölünmüş.

Basık kemerli girişinde süslemeye önem verilmiş olup, iki tarafında da ikişer adet yivli sütun bulunuyor.

Caminin bütün cephelerinde dikdörtgen biçiminde üç dilimli pencereler yer alıyor.

Caminin içi ise, 19. yüzyıl mimarisinin özelliklerini yansıtan bitkisel bezemelerle süslenmiş.

Giriş kapısının tam karşısında kesme taştan ve alçı kabartmadan yapılan mihrap bulunuyor.

Minber ise bezemesiz ve ahşaptan yapılma olup payelerden birine yaslanmış.

İlk olarak 1593’te Mutasarrıf Seyyid Mehmet Paşa tarafından ahşaptan yapılmış.

Doğu cephesinin yakınında konumlanan medrese de uygulama camii olarak kullanılmış.

Kale girişine yapıldığı için halk arasında Kapu Cami denilmiş.

Tarih boyunca sürekli elden geçirilen ve yenilenen cami, günümüzdeki görünümüne 1896 yılında Karamustafazade Mahmut Efendi tarafından kavuşmuş.

Yıkılıp yeniden yapılan cami bu nedenle, 19. yüzyıl mimari özelliklerini yansıtıyor.

Hacı Miktad Cami

Hacı Miktad Cami 1661’de Hacı Miktad Ağa tarafından yaptırılmış olup, 1881’de ise Hacı Çalık Kapu tarafından restore edilmiş.

Günümüzdeki cami ise kitabede yer alan bilgiye göre 1889’da Hacı İsmail Efendi tarafından eskisinin yerine yaptırılmış.

Dikdörtgen olarak tasarlanan cami kagir sistemde inşa edilmiş. Caminin yapımında ve iç dizaynında bazalt ve andezit taşı kullanılmış.

İç mekan, sekiz tane ayakla taşınan sekizgen kasnaklı kubbeyle örtülmüş.

Kubbeye geçiş ise pandantiflerle yapılmış. Kuzey cephede yer alan cami girişi, dikdörtgen çerçeve içine alınmış, basık kemerli, üstten üçgen alınlıkla bitiyor.

Ahşaptan imal edilen mahfil korkulukları dalgalı hatlara sahip. Kesme taş inşa edilen nişli mihrapta, nişin çevresi bordürle çevrelenmiş.

Mihrabın iki kenarında da birer plaster yer alıyor.

Mihraba işlenen motiflerin bir kısmı altın yaldızlı.

Minber ise sonradan değiştirilmiş.

Hacı Miktad Cami son olarak 2011’de restore edilmiş.

Şeyh Keramettin Cami

Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 1986 yılında kültür varlığı ilan edilerek koruma altına alınan Şeyh Keramettin Camii, dikdörtgen olarak tasarlanmış olup kesme taştan inşa edilmiş.

Caminin orijinal halinde biri doğuda diğeri de kuzeyde olmak üzere iki kapı bulunuyor.

Caminin içi ve dışı sade şekilde dizayn edilse de dış cephede Barok mimarinin yansımalarını görmek mümkün.

Tek şerefeli kesme taştan yapılma minare, ana yapıya sonradan eklenmiş.

Taş mihrap ise ana yapıyla birlikte inşa edilmiş.

Caminin içerisinde bulunan ahşaptan yapılma mahfil ve mahfil sütunları ilgi topluyor.

Şeyh Keramettin Cami’nin 17. yüzyılda Şeyh Keramettin tarafından ahşap ve taştan inşa ettirildiği kabul ediliyor.

Kitabesi kayıp olduğu için yapım süreci hakkında bilgi sahibi değiliz.

Giresun’un önemli isimlerinden olan Şeyh Keramettin, Seyyid Mehmet Paşa tarafından Giresun’a getirilmiş. 1642’ten önce vefat eden Şeyh Keramettin, bu zamana kadar medrese ve zaviyelerde dersler vermiş.

Şeyh Keramettin Camii günümüzdeki görünümünü ise 20. yüzyılın başların İzzet Kaptan’ın yaptırdığı restorasyon çalışmalarıyla kazanmış.

Behremşah Camii

Üç kubbeli son cemaat alanı ve tek kubbenin örttüğü harem yerinden oluşan Behremşah Camii, yol seviyesinden aşağıda yer aldığı için avluya taş bir merdivenden inilerek giriliyor.

İki sütunla üç bölüme ayrılan son cemaat alanının sol kısmında minare kaidesi yer alıyor.

Tuğladan yapılma minare zamanında yıkılmış.

Caminin ana kubbesi, yan duvarlara ve köşelere yerleştirilen kemerlerle taşınıyor.

Kent merkezine 116 kilometre mesafede yer alan Behremşah Camii, Tamzara ve Şebinkarahisar ilçelerinin tam ortasında, ikisine de 5 kilometre mesafede konumlanıyor.

Çekek Camii

Gemiler Çekeği Mahallesi’nde konumlanan Çekek Cami, 1986 yılında Trabzon Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından koruma altına alınmış.

Caminin bulunduğu alanda eskiden, Hortumoğlu tarafından inşa ettirilen bir mescit bulunuyormuş.

Yıllar içerisinde yıkılmaya yüz tutan bu mescidin yerine 1884 yılında Sarı Alemdarzade tarafından günümüze kadar ulaşmayı başaran Çekek Cami inşa ettirilmiş.

Kagir sisteminde yaptırılan cami, dikdörtgen olarak tasarlanmış. Beden duvarların yapımında yontu kapı ve pencere sövelerinde ise kesme bazalt taş kullanılmış. Son cemaat yeri olmayan yapının tek şerefesi bulunuyor.

Cami içeriden ahşap tavan, dışarıdan ise dört omuzlu kırma çatı ile örtülü.

Caminin giriş kapısı dikdörtgen biçimden tasarlanmış olup ahşaptan yapılmış.

Kitabesi ise mermerden yapılmış ve yüzeyine 24 tane pano yerleştirilmiş.

Caminin iç mekan tasarımı son derece sade. Beden duvarlarında süslemeye yer verilmemiş.

Kesme taştan yapılma beşgen nişli mihrabın iki tarafında iki tane sütunce yükseliyor. Bu sütunceler üzere iki sade kornişle bitiyor.

Kale Camii

Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 1986 yılında kültür varlığı ilan edilen ve koruma altına alınan Kale Cami, kare olarak tasarlanmış.

Kesme taştan inşa edilen cami tek kubbeli olup, Batı etkisinde yapılan bir Osmanlı dönemi eseri.

Giriş kapısındaki işlemlerle iç dizaynında yer verilen süslemelerde Barok tarzı esintileri hissediliyor.

Mihrabın bütün yüzeyi kıvrık ve dairesel süslemelerle kaplı.

Minber ise ahşaptan imal edilip aplika tekniği kullanılmış. Caminin tek şerefesi bulunuyor ve şerefede meander palmet, diş sırası ve yumurta dizisi motiflerine yer verilmiş.

Kale Cami’nin Osmanlı döneminde, Hacı Muhiddin Ağa tarafından yaptırıldığı düşünülüyor. Ancak, cami kitabesinde yapının 1830 yılında Dizdarzade Emetullah Hatun tarafından yeniden inşa edildiği yazıyor.

Günümüzdeki halini ise 1913’te Hacı Mustafa Efendi tarafından kazanmış.

Cami duvarının hemen yanında konumlanan çeşmenin de aynı aile soyundan gelen Eşref Efendi tarafından 1921 – 1924 yılları arasında yaptırıldığı biliniyor.

Soğuksu Camii

Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 1986 yılında kültür varlığı ilan edilerek koruma altına alınan Soğuksu Cami, dikdörtgen şeklinde planlanmış olup kesme taştan inşa edilmiş.

Yapının çatısı, dar saçaklı olup Marsilya kiremidi ile kaplanmış. Cephelerin alt kısmında dikdörtgen şeklinde, üst kısmında ise yuvarlak kemerli pencereler yer alıyor.

Kapının üzerinde bulunan kitabe, cami hakkında önemli bilgileri içeriyor.

Tek şerefeli minaresi ana yapıya sonradan eklenmiş. Ahşap sütunlar üzerinde yer alan mahfil, 1979’da yıkılmış olup cami içerisinde beton kat eklenmiş. Kesme taştan inşa edilen mihrap orijinal iken, minber sonradan ilave edilmiş.

Soğuksu Cami’nin ne zaman yapıldığı tam olarak bilinmese de kitabede 19. yüzyılın sonlarına doğru Müslüm Bey adlı bir hayırsever tarafından yaptırıldığı yazıyor.

1895 yılında cami, dönemin kaymakamı Mahmut Rüştü Bey tarafından yeniden inşa ettirilmiş.

Doğal Güzellikler

Giresun Adası

Giresun Adası

Gerek tarihi gerekse doğal zenginlikleriyle Giresun, turizm potansiyeli bakımından oldukça önemli bir şehir.

Giresun Adası da şehrin doğal zenginliklerinin başında geliyor.

40 bin metrekare alan üzerine yayılmış, deniz seviyesinden 30 metre yüksekte konumlanan Giresun Adası, antik dönemde yerleşimin olduğu Doğu Karadeniz’in tek adası.

2. derece doğal ve arkeolojik sit alanı sayılan adada, kilise, sarnıç, şapel ve çok sayıda pithos ve mezar bulunuyor.

Halen aktif olarak arkeolojik çalışmaların sürdüğü Giresun Adası’nda yerleşimin milattan önce 300’lü yıllara dayandığı yapılan kazı çalışmaları sonucu ulaşılan kalıntılarla ispatlanmış.

Hem mitolojideki yeri hem de kültürel varlıklarıyla Doğu Karadeniz’de tek yerleşimin olduğu Giresun Adası, aynı zamanda kuş türleri için de önemli bir yaşam ve üreme alanı.

Giresun Adası, pek çok mitolojik hikayeye de konu olmuş. Bu hikayelerden birkaçı şu şekilde; ‘Herkül ve Argonatların Altın Post Efsanesi, ‘Amazon Kadınları Efsanesi’, Kral Mitriades’ın Kızı ve Çoban Efsanesi ve ‘Hz. Yusuf’un Altın Heykeli’.

Latincede doğum anlamına gelen ‘Humuza’ taşından adını alan Hamza taşı, Kibele inancının da adada yaygın olduğu izlenimini veriyor. Hatta günümüzde de çocuğu olmayan çiftler, Hamza taşının etrafında dualar ediyor ve bir gece adada konaklıyorlar. Doğurganlığı ve bereketi temsil eden Hamza taşının etrafında şekillenen, her yıl mayıs ayında düzenlenen ‘Mayıs Yedisi Törenleri’ ve ‘Aksu Şenlikleri’ düzenleniyor.

Gedikkaya

Giresun Adası’nın tam karşısında konumlanan Gedikkaya, günümüzde mesire alanı olarak kullanılıyor.

Kartal gagasına benzeyen görünümüyle hemen farkına varılan Gedikkaya adını, kayalığın üzerinde insan ağzına benzer bir gedik olmasından alıyor.

Yerel halk, Giresun’un güzelliğine kayalıkların dahi ağzının açık kaldığını söyler.

Eşsiz bir manzaraya sahip Gedikkaya’da şehri ayaklarınız altında hissederseniz.

200 metrelik yükseltiye sahip bölge, genel yapısı itibariyle Giresun Kalesi’ni andırıyor.

Kuzey tarafı çok dik, doğa ve batı kesimi ise yüzde 20-50 arasında bir eğime sahip Gedikkaya, yeşille mavinin benzersiz uyumuna tanıklık edebileceğiniz şehrin en güzel noktalarından bir tanesi.

Gelin Kayası

Mesudiye Köyü’nde yer alan Gelin Kayası, dik bir yamaçta, farklı duruşuyla halk arasında çeşitli rivayetlere konu olmuş.

Gelin Kayası’na belirli bir açıdan baktığınızda yüz silueti görebilirsiniz.

Yerli ve yabancı turistlerin sıklıkla ziyaret ettiği Gelin Kayası, ilginç bir efsaneye konu olmuş; Güzel ve genç bir kez, sevmediği bir adamla görücü usulü evlendirilmek istenmiş. Anne ve babasını karşına alamayan genç kız duruma itiraz edememiş. Ancak, köyde sevdiği başka biri varmış. Genç kız, sevmediği adamla evlenmeye razı gelmiş. Düğün günü gelip çattığında koca evine doğru yola koyulmuş. At üzerinde giderken Allah’a, ‘Beni kötü koca eline düşüreceğine taş et’ diye dua etmiş. Gelinin duası oracıkta kabul olmuş ve at üzerinde kesilmiş. İşte, Gelin Kayası için halk arasında dolaşan efsane bu şekilde.

Şahin Kayası

Keşap ilçesi, Armutdüzü Köyü’nde yer alan Şahin Kayası’na dik ve sarp olduğu için bu ad verilmiş.

Kayalığın üzerinde büyüyen bitkiler ve ağaçlar şekillenerek, bir Türkiye haritası oluşturmuş.

Şahin Kayası’nın tam ortasında ise Ankara’nın konumuna denk gelen bir mağara yer alıyor.

Tamamen doğal yollardan oluşan bu harita silueti, Türkiye haritasının ölçülerine de birebir uyuyor.

2006’da birinci derece sit alanı ilan edilerek koruma altına alınan Şahin Kayası’nın üzerinde irili ufaklı daha pek çok mağara bulunuyor.

Kufa Kuyusu Suyu

Pontus zamanında ziyaretgah olarak kullanılan Kufa Kuyusu Suya, şifalı sulara sahip.

Dibinde bir mağara bulunan kuyunun ağzı 2 metre uzunluğunda, genişliği ise 80 santimetre.

Kesme taşlarla örülü kuyu giderek genişliyor ve su seviyesine inene kadar 7 – 8 metre derinliğe ulaşıyor.

Sivri Tepe Tümülüsü

Alucra ilçesinde yer alan Sivri Tepe Tümülüsü, ormanlık alan içerisinde konumlanıyor.

Dillere destan manzaraya sahip sivri bir tepenin üzerinde bulunan tümülüsün zemini, bölgede ‘say’ olarak bilinen taşlaşacak derecede sert bir topraktan oluşuyor.

Kazmayla dahi eşilmesi imkansız olan bu toprak biçimine yörede sıklıkla rastlanıyor.

25 metre yüksekliğindeki Sivri Tepe Tümülüsü’nün 11 metresi saydan, 14 metresi ise dolgu topraktan meydana geliyor.

Tümülüsün sayla toprağın birleştiği yerdeki çağı ise ortalama 30 metre.

Parklar & Bahçeler

Millet Bahçesi

Sultan Selim Mahallesi, Eşref Dizdar Caddesi’nde konumlanan Millet Bahçesi, 1986 yılında Trabzon Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından tescillenmiş.

Yontma taştan yapılan kemerli bir kapıya sahip park, ‘Memleket Bahçesi’ namı altında, 1900’de dönemin kaymakamı Münir Ziya ve belediye başkanı Kaptan Yorgi Paşa tarafından, zamanın valilerinden Kadri Bey ve Sırrı Paşa’nın anısına yaptırılmış.

Millet Bahçesi’nde anıt ağaçlar ve birtakım peyzaj bitkileri bulunuyor.

Dikdörtgen biçimdeki parkın kuzeyinde teraslı bir balkonla çay salonu yer alıyor.

Aynı zamanda, kale surlarının kalıntılarını da burada görebilirsiniz.

Parkın kapısı ve iki tarafında bulunan çeşmeleri kesme andezit taşından yapılmış.

Düşey dikdörtgen formundaki yuvarlak kemerli giriş kapısı üzerinde baklava dilimli motiflerle süslenmiş.

Taşbaşı Parkı

Günümüzde Taş Parkı’nın bulunduğu alan eskiden ilk Müslüman mahallesinin kurulduğu alan olarak biliniyor.

Sultan II. Bayezid’in oğlu Şehzade Abdullah’ın Trabzon sancak beyi olduğu sırada, Trabzon’dan getirtilen bir grup insan, şu an Taşbaşı Parkı’nın bulunduğu alan üzerine kurulu, cami, hamam, imarethane ve medresenin çevresine yerleştirilerek ilk Müslüman mahallesi oluşturulmuş.

İlerleyen zamanlarda, Şehzade Selim’in sancak beyliği yaptığı dönemde, bölgedeki çalışmalar devam etmiş ve mahallede hizmet veren vakıf yapılar güçlendirilmiş.

Hal böyle olunca, mahallenin adı da Sultan Selim Mahallesi olarak belirlenmiş.

Yüzyıllar boyu bölgede bulunan yapılar, külliye sıfatıyla merkezi bir hizmet sağlamış.

1930’lu yıllarda yıkılan külliyenin yerine Taşbaşı Parkı inşa edilmiş. Yıllar boyu ihmal edilen park, bakımsızlık nedeniyle orijinal dokusunu kaybetmiş. İlk yapıldığı zamanlara uygun olarak restore edilen Taşbaşı Parkı’nın içinde laleler, süs bitkileri, ağaçlar, süs havuzu ve çocuk oyun alanları bulunuyor.

Diğer Yapılar

Giresun Çocuk Kütüphanesi

Çınarlar Mahallesi’nde yer alan Giresun Çocuk Kütüphanesi, eskiden Katolik kilisesi olarak kullanılıyormuş.

1850 yılında yapımına başlanan 1900’de inşası tamamlanan kilise, kesme taş duvarlarla örülü bir bahçede konumlanıyor.

Kütüphanenin kuzey cephesi son derece gösterişli olup tam ortasında sivri kemerli girişi bulunuyor.

İki kanatlı ahşap bir kapı olan giriş kapısı, Giresun’da 19. yüzyıl kapı örnekleri arasında en gösterişli olanlardan bir tanesi.

Yapının doğu cephesinde ise, çan kulesine geçiş sağlayan düz atkı taşlı bir kapı bulunuyor.

Kilisenin iç kısmı özgün halini korumayı başarmış olup, mahfil kısmı da sonradan restore edilmiş.

Naos zemin üzerine karo mozaik döşeme son derece özgün bir görünüme sahipken, üzerine bitkisel ve geometrik şekillerle süslemeler yapılmış.

1967’de çocuk kütüphanesi olarak kullanılmaya başlanan kilise, 2012’de ise ‘Çocuk Kütüphanelerini İyileştirme Projesi’ kapsamında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafınca restore edilmiş.

Pazar ve pazartesi hariç haftanın her günü 08:00-17:00 saatleri arasında ziyaret edilebilen kütüphaneye girişler ücretsiz yapılıyor.

Ağa Köprüsü

Yağlıdere ilçesi, Umutbükü Köyü sınırları içerisinde konumlanan Ağa Köprüsü, 1816 yılında Kathüdazade Mehmet Emin Ağa tarafından yaptırılmış.

Geniş tek bir kemerden meydana gelen köprü, kesme taştan inşa edilmiş.

Yağlıdere’nin üzerine yapılan bu köprü, bölgedeki diğer köprüler arasında en popüler olanı.

Günümüze kadar ulaşmayı başarmış olan Ağa Köprüsü, aktif olarak yerel halk tarafından kullanılmaya devam ediyor.

Beyler Konağı

Piraziz ilçesinde, Eren Mahallesi’nde konumlanan Beyler Konağı, dikdörtgen olarak tasarlanmış olup, kesme taştan inşa edilmiş.

İki katlı yapının geniş bir bahçesi bulunuyor. Bu bahçeye kemerli ve iki kanatlı bir kapıdan geçerek giriliyor.

Konağın içine ise iki tarafı demir korkuluklarla örülmüş taş bir merdivenden inilerek giriliyor.

Zeytinlik Semti

Şehir merkezinde konumlanan Zeytinlik, 3. derece kentsel sit alanı ilan edilmiş.

200 yıl önce Avrupa’dan getirtilen malzemelerle yapılan, Rumlarla Türklerin yıllar boyu kardeşçe yaşadığı, türkülere konu olan Zeytinlik evleri, ziyaretçilerini tarihte ufak bir yolculuğa çıkartıyor.

Günümüzde, bu bölgede Trabzon Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından tescillenmiş 80 ev bulunuyor.

Geçtiğimiz dönemde ‘Gogora Mahallesi’ olarak adlandırılan bölgede Rumlar ikamet ediyormuş.

Zeytinlik Evleri, kendine has mimarisi, kapı ve pencere dizaynları ve iç tasarımıyla ön plana çıkıyor.

Avrupa’ya fındık ihraç eden gemilerin getirdiği malzemelerle inşa edilen bu evlerde Rus sobası ve Marsilya kiremitleri dikkat çekiyor.

Kitabelerde yazdığına göre evlerin en eskisi 1840’lı yıllarda yapılmış.

Üstelik evlerin hiçbiri, diğer evlerin ışığına, hava sirkülasyonuna ve manzarasına etki etmeyecek biçimde konumlandırılmış.

Çeşmeler

Muhtar Bey Çeşmesi

Kent merkezinde, Gemiler Çekeği Mahallesinde konumlanan Muhtar Bey Çeşmesi, 1915 yılında 94. Alay Kumandanı Muhtar Bey tarafından yaptırılmış.

Çeşmenin projesini Gazi Muhtar Ahmet Paşa Almanya’dan getirdiği için halk arasında çeşmeye, ‘Alman Çeşmesi’ adı verilmiş.

Bağımsız çeşmeler grubunda bulunan Muhtar Bey Çeşmesi, kareye yakın biçimde tasarlanmış.

Çeşmenin kitabesi sülüs hatla yazılmış olup, üzerinde de çelenk motifi yer alıyor. Köşeleri ise ay ve yıldız motifleriyle tamamlanmış. Çeşmenin üzeri piramidal bir taş külahla örtülmüş. Ayrıca külahın üzerinde de boğumlu- bükümlü alem biçiminde bir başlık yer alıyor. Çeşme lülesinde ise çağdaş malzemeler kullanılmış.

Hacı Hüseyin Camii ve Çeşmesi

Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından kültür varlığı olarak kabul edilerek koruma altına alınan Hacı Hüseyin Cami, Osmanlı mimari özelliklerini yansıtan, kareye yakın bir formda inşa edilmiş.

Tek kubbeli ve tek minareli olan bu cami kesme taştan yapılmış. Üzerinde kitabesi, iki tarafında sütuncesi bulunan bir kapıdan camiye giriliyor.

Yapının üç cephesinde dikdörtgen formunda pencerelere yer verilmiş.

Dışı sade olsa da içi zengin mimari özellikler barındırıyor.

Tek şerefeli minare, caminin kuzeybatısına yapılmış. Minareye giriş ise mahfile çıkan merdivenlerden açılan bir kapıyla yapılıyor.

İçerideki süslemelerde ve sütun başlıkların Barok tarzı mimarinin etkilerini görmek mümkün.

1974 yılında çinilerle kapatılan mihraptan 2008’de çiniler sökülmüş. Bu sayede mihrap, orijinal görünümüne tekrardan kavuşmuş.

Giresun’un en eski tarihi yapılarından olan Hacı Hüseyin Cami, 1594 yılında Hacı Hüseyin Ağa tarafından yaptırılmış.

Tarih boyunca birçok kez restorasyondan geçen cami günümüzdeki görünümünü 1861’de kazanmış.

Dizdarzade Ayşe Emtullah Hatun, camiyi yıkıp yeniden inşa ettirmiş.

Cami üzerinde yapılan son restorasyon çalışması ise 2008’de Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yapılmış.

Caminin bahçesinde konumlanan şadırvan ise 1901’de Hattatzade Hacı Ömer tarafından yaptırılmış.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here